Siber Güvenlik Kanunu ile birlikte bazı konular netleşiyor…
- Ayşe Kızılay
- 26 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Uzun yıllar boyunca siber güvenlik, birçok firma için ya teknik bir detay ya da “ileride bakarız” başlığıydı. ISO 27001 ise çoğu zaman BT departmanının ısrarla gündeme getirdiği ama yönetimin mesafeli durduğu bir standart olarak görüldü.
Siber Güvenlik Kanunu ile birlikte bu tablo değişmeye başladı.
Çünkü bu kanun firmalara açık bir mesaj veriyor: Siber güvenlik, iyi niyetle değil sistemle yürür.
Kanun Ne Yapıyor?
Siber Güvenlik Kanunu, şirketlere “hacker’dan korun” demekten çok şunu söylüyor:
Yetkilerini bil,
Sistemlerini tanı,
Kayıt tut,
Riskini yönet,
Bir olay olursa ne yapacağını önceden planla.
Yani aslında yıllardır ISO 27001’in anlattığı şeyleri, bu kez yasal bir çerçeveyle hatırlatıyor.
ISO 27001 Neden Daha Anlamlı Hale Geliyor?
ISO 27001; politikalar, roller, yetkilendirmeler, risk analizleri ve kontrollerle firmaya şunu kazandırır: düzen.
Siber Güvenlik Kanunu ile birlikte firmalar şunu fark etmeye başlıyor: “Bu düzeni kurmadan güvenlikten söz etmek mümkün değil.”
Bu yüzden ISO 27001 artık:
“Alınsa iyi olur” değil,
“İşleri yoluna koyan bir rehber” olarak görülmeye başlanacak..
BT Departmanları İçin Sessiz Bir Kazanç
Belki de bu sürecin en az konuşulan ama en önemli tarafı burada.
BT ekipleri yıllardır:
Yetkilendirme ister,
Log talep eder,
Prosedür yazmak ister,
Riskleri anlatır.
Ama çoğu zaman karşılığı şudur: “Şimdilik gerek yok.”
Siber Güvenlik Kanunu ile birlikte BT departmanları ilk kez şunu diyebiliyor:
“Bu sadece teknik bir talep değil, kurumsal bir zorunluluk.”
Bu da BT’yi savunma pozisyonundan çıkarıp, stratejik bir role taşıyor.
Zorunluluk Değil, Olgunlaşma
Siber Güvenlik Kanunu ve ISO 27001 birlikte okunduğunda ortaya çıkan şey bir ceza rejimi değil; kurumsal olgunlaşma çağrısı.
Daha düzenli firmalar, daha net sorumluluklar, daha güçlü BT ekipleri…
Ve belki de en önemlisi: “Bize bir şey olmaz” cümlesinin yerini, “Biz hazır mıyız?” sorusu alıyor.




Yorumlar